2. Alfabe
Osmanlı alfabesinde Arapçanın 28 harfine, Farsçadan alınan ve Türkçeye özgü sesler için kullanılan harfler eklenir. Aşağıdaki tabloda harfin tek başına yazılışı, adı ve karşıladığı ses var.
| Harf | Adı | Karşıladığı ses | Not |
|---|---|---|---|
| ا | elif | a, e | Kelime başındaki ünlüyü taşır; sola bitişmez |
| ب | be | b | |
| پ | pe | p | Farsçadan |
| ت | te | t | İnce ünlülü kelimelerde |
| ث | se | s | Yalnızca Arapça kelimelerde |
| ج | cim | c | |
| چ | çim | ç | Farsçadan |
| ح | ha | h | Arapça kelimelerde |
| خ | hı | h (gırtlaktan) | Arapça ve Farsça kelimelerde |
| د | dal | d | Sola bitişmez |
| ذ | zel | z | Arapça kelimelerde; sola bitişmez |
| ر | re | r | Sola bitişmez |
| ز | ze | z | Sola bitişmez |
| ژ | je | j | Farsçadan; sola bitişmez |
| س | sin | s | İnce ünlülü kelimelerde |
| ش | şın | ş | |
| ص | sad | s | Kalın ünlülü kelimelerde |
| ض | dad | z, d | Arapça kelimelerde |
| ط | tı | t | Kalın ünlülü kelimelerde |
| ظ | zı | z | Arapça kelimelerde |
| ع | ayın | ' (boğumlanma) | Arapça kelimelerde |
| غ | gayın | g, ğ | Kalın ünlülü kelimelerde |
| ف | fe | f | |
| ق | kaf | k | Kalın ünlülü kelimelerde |
| ك | kef | k, g, ğ, n, y | İnce ünlülü kelimelerde |
| گ | gef (kâf-ı Fârisî) | g | Farsçadan |
| ڭ | nef (sağır kef, kâf-ı nûnî) | n (genizden) | Türkçeye özgü |
| ل | lam | l | |
| م | mim | m | |
| ن | nun | n | |
| و | vav | v, o, ö, u, ü | Sola bitişmez |
| ه | he | h, e, a | Kelime sonunda e ve a sesini de gösterir |
| ی | ye | y, ı, i |
Ayrıca لا (lamelif) birleşik yazılan l + a'dır; ء (hemze) ise ünlü başlangıcını ya da kesintiyi gösteren yardımcı işarettir.
Ezber yerine gruplayın: Harflerin çoğu aynı gövdenin üstüne ya da altına konan noktalarla ayrılır. ب پ ت ث gövdesi aynıdır; ج چ ح خ gövdesi aynıdır; د ذ, ر ز ژ, س ش, ص ض, ط ظ, ع غ ikişer ikişer gruplanır.
3. Harflerin birleşmesi
Osmanlı yazısı sağdan sola yazılır ve harflerin çoğu kelime içinde birbirine bitişir. Bu yüzden bir harfin kelimenin başında, ortasında ve sonunda farklı biçimleri vardır.
| Harf | Başta | Ortada | Sonda | Örnek |
|---|---|---|---|---|
| ب | بـ | ـبـ | ـب | كتاب kitâb |
| ج | جـ | ـجـ | ـج | جمعه cuma |
| ع | عـ | ـعـ | ـع | علم ilim |
| ك | كـ | ـكـ | ـك | كمال Kemâl |
| ه | هـ | ـهـ | ـه | مدرسه medrese |
| ی | یـ | ـیـ | ـی | بیر bir |
- Sola bitişmeyen yedi harf: ا د ذ ر ز ژ و. Bu harflerden sonra gelen harf, kelimenin ortasında olsa bile başta yazılıyormuş gibi ayrı başlar: دولت devlet, اوطه oda.
- Nokta sayısı ve yeri (bir, iki, üç; üstte ya da altta) aynı gövdeli harfleri ayırır. Hızlı okumada önce gövdeyi, sonra noktaları okuyun.
4. Okutucu harfler: ünlülerin yazılışı
Osmanlı yazısında ünlüler için ayrı harf yoktur. Ünlüleri gösteren dört harfe okutucu harf denir: ا, و, ه, ی. Arapça ve Farsça kelimelerde kısa ünlüler çoğu zaman hiç yazılmaz; Türkçe kelimelerde ise ünlüler daha çok gösterilir.
| Ses | Kelime başında | Kelime ortasında | Kelime sonunda | Örnek |
|---|---|---|---|---|
| a | آ (medli elif) | ا | ه ya da ا | آت at, باش baş, اوطه oda |
| e | ا | çoğunlukla yazılmaz | ه | ال el, كلمك gelmek, تپه tepe |
| ı, i | ای | ی | ی | ایكی iki, قیز kız, كدی kedi |
| o, ö, u, ü | او | و | و | اوچ üç, قول kol, صو su |
- Kelime başında ünlü, önüne bir elif konarak yazılır: او o / u, ای ı / i.
- Aynı yazılış birden çok okunabilir: اوچ hem üç hem uç, كوز hem göz hem güz okunur. Doğru okuma cümlenin anlamından çıkarılır.
İpucu: Kelimeyi okurken ünsüzlerin kalın mı ince mi olduğuna bakın. ق ط ص غ kelimenin kalın ünlülü, ك ت س ise ince ünlülü okunacağını haber verir.
5. Kalın ve ince ünsüzler
Türkçe kelimelerde bazı sesler, kelimenin kalın ya da ince ünlülü olmasına göre iki ayrı harfle yazılır. Bu kural Türkçe kelimeler içindir; Arapça ve Farsça kelimeler kendi imlalarını korur.
| Ses | Kalın ünlülü kelimede | İnce ünlülü kelimede | Örnekler |
|---|---|---|---|
| k | ق kaf | ك kef | قره kara — كدی kedi |
| t | ط tı | ت te | طاش taş — تپه tepe |
| s | ص sad | س sin | صاری sarı — سس ses |
| g, ğ | غ gayın | گ ya da ك | طاغ dağ — دگل değil |
- Kalın ünlülü kelimelerde t sesi kelime başında genellikle ط ile, kelime içinde ve sonunda çoğunlukla ت ile yazılır: طوپراق toprak ama آت at, آلتی altı, یاتاق yatak.
- ñ (genizden n) ve ilgi eki sesi ڭ ile yazılır: دولتڭ devletin.
6. Eklerin yazılışı
Türkçe ekler, ünlü uyumuna göre değişse de çoğu tek bir kalıpla yazılır. Bu kalıpları tanımak okumayı çok hızlandırır.
| Ek | Yazılışı | Örnek |
|---|---|---|
| -lar / -ler (çokluk) | لر | كتابلر kitaplar, قیزلر kızlar |
| -da / -de (bulunma) | ده | استانبولده İstanbul'da |
| -dan / -den (ayrılma) | دن | آنقره دن Ankara'dan |
| -ın / -in (ilgi) | ڭ / نڭ | دولتڭ devletin |
| -dı / -di (görülen geçmiş) | دی | كلدی geldi, آلدی aldı |
| -yor (şimdiki zaman) | یور | كلیور geliyor |
| -mak / -mek (mastar) | مق / مك | یازمق yazmak, كلمك gelmek |
| -lı / -li (sıfat) | لی | عثمانلی Osmanlı |
| -lık / -lik | لق / لك | دوستلق dostluk, ایولك iyilik |
| -cı / -ci (meslek) | جی | دمیرجی demirci |
İpucu: Kelimenin sonunda لر, ده, دن, دی görürseniz bunları önce ayırın, sonra kökü okuyun.
7. Arapça kelimeler ve kalıplar (vezinler)
Osmanlı Türkçesindeki kelimelerin büyük bölümü Arapçadandır. Arapça kelimelerin çoğu, genellikle üç harften oluşan bir kökten türetilir. Kök harfleri belli bir kalıba (vezin) yerleştirilince kelimenin anlamı değişir: aynı kökten "yapan", "yapılan", "yapılan yer", "yapma" gibi anlamlar çıkar. Arap dilcileri kalıpları ف ع ل (f-'-l, "yapmak") kökü üzerinden gösterir; bu yüzden kalıpların adları فاعل fâ'il, مفعول mef'ûl gibidir.
- Kök: Kelimenin temel anlamını taşıyan harfler. ك ت ب k-t-b "yazmak", ع ل م '-l-m "bilmek", ح ك م h-k-m "hükmetmek" anlamındadır.
- Kalıp (vezin): Kök harflerinin arasına ve önüne eklenen harflerle kurulan, anlamın türünü belirleyen ölçü. Kalıbı bilen, kökünü tanıdığı yeni bir kelimenin anlamını tahmin edebilir.
- Mastar: Fiilin isim hâli ("yazma", "öğretme"). Osmanlı Türkçesinde Arapça mastarlar "etmek, olmak" ile kullanılır: ta'lîm etmek, tanzîm etmek.
- Kısa ünlüler (hareke) yazılmadığından kalıp, kelimenin nasıl okunacağını da gösterir: مكتب kalıbını bilen onu "mekteb" okur.
En sık kalıplar
| Kalıp | Okunuşu | Anlamı | Örnekler |
|---|---|---|---|
| فاعل | fâ'il | yapan, eden (ism-i fâil) | كاتب kâtib (yazan), حاكم hâkim, ناظر nâzır (bakan) |
| مفعول | mef'ûl | yapılan, edilen (ism-i mef'ûl) | مكتوب mektûb (yazılmış), مأمور me'mûr (emir verilmiş), مشروط meşrût (şarta bağlı) |
| فعیل | fa'îl | niteleme sıfatı | كبیر kebîr (büyük), جدید cedîd (yeni), عظیم azîm (büyük) |
| مفعل / مفعله | mef'al / mef'ale | yer, zaman (ism-i mekân) | مكتب mekteb, مجلس meclis (oturulan yer), محكمه mahkeme (hüküm verilen yer) |
| افعل | ef'al | daha, en (ism-i tafdîl) | اكبر ekber (en büyük), اعظم a'zam (en büyük; sadr-ı a'zam) |
| تفعیل | tef'îl | yapma, ettirme | تعلیم ta'lîm (öğretme), تنظیم tanzîm (düzenleme), تشكیل teşkîl (kurma) |
| مفاعله | mufâ'ale | karşılıklı yapma | معاهده muâhede (antlaşma), محاربه muhârebe (savaş), مجادله mücâdele |
| افعال | if'âl | yapma, ettirme | اعلان i'lân (bildirme), اصلاح ıslâh (düzeltme), احسان ihsân (bağışlama) |
| تفعّل | tefa''ul | kendiliğinden olma | تجدد teceddüd (yenilenme), ترقی terakkî (ilerleme) |
| تفاعل | tefâ'ul | birlikte, karşılıklı olma | تكامل tekâmül (olgunlaşma), تعاون teâvün (yardımlaşma) |
| انفعال | infi'âl | edilgen olma | انقلاب inkılâb (dönüşme), انقراض inkırâz (yok olma) |
| افتعال | ifti'âl | kendi için yapma | اجتماع ictimâ' (toplanma), انتخاب intihâb (seçme), اختلال ihtilâl (bozulma, karışıklık) |
| استفعال | istif'âl | isteme, sayma | استقلال istiklâl (bağımsızlık), استبداد istibdâd (baskı yönetimi), استعمار isti'mâr (sömürgecilik) |
Tarih terimlerinde kalıp: İttihat ve Terakki (اتحاد و ترقی: ifti'âl ve tefa''ul kalıbı), Teceddüt Fırkası, Tanzimat, İstibdat, İnkılap, İstiklal Marşı gibi adların hepsi bu kalıplardan gelir. Kalıbı tanımak, sınavda bir terimin hangi dönemle ilgili olduğunu bulmayı kolaylaştırır.
Çokluk ve nispet
- Düzenli çokluk: ات -ât (تنظیمات tanzîmât: düzenlemeler, حیوانات hayvânât: hayvanlar) ve erkek varlıklar için ین -în / ون -ûn (مأمورین me'mûrîn: memurlar).
- Kırık çokluk: Kelimenin iç yapısı değişir: مدرسه medrese → مدارس medâris, عالم âlim → علما ulemâ, كتاب kitâb → كتب kütüb, وقعه vak'a → وقایع vekâyi' (olaylar; Takvîm-i Vekâyi).
- Nispet -î: Bir şeye ait olmayı gösterir: ملی millî, عثمانی Osmânî, اسلامی İslâmî. Dişil biçimi یه -iyye: ملیه milliye (Kuvâ-yı Milliye), علیه aliyye (Devlet-i Aliyye).
Belgelerde kalıplaşmış ifadeler
Arşiv belgelerinde, fermanlarda ve resmî yazışmalarda bazı ifadeler hep aynı biçimde kullanılır. Bunları bir kalıp olarak tanımak, belgeyi okumayı çok hızlandırır.
| Osmanlıca | Okunuşu | Anlamı |
|---|---|---|
| مذكور | mezkûr | adı geçen, anılan |
| مومی الیه | mûmâileyh | adı geçen (kişi) |
| اشبو | işbu | bu (belgenin kendisi için) |
| اما بعد | emmâ ba'd | bundan sonra (girişten sonra asıl konuya geçerken) |
| الحاصل | elhâsıl | kısacası, sonuç olarak |
| حرر فی | hurrire fî | … tarihinde yazıldı (tarihin önünde) |
| بالا | bâlâ | yukarıda (yazılan) |
| صح | sahh | doğrudur (onay işareti) |
8. Farsçadan geçen kelimeler
Osmanlı Türkçesine Arapçadan sonra en çok kelime veren dil Farsçadır. Selçuklular döneminden itibaren Farsça saray, edebiyat ve devlet dili olarak kullanıldığından devlet, ordu, saray, ticaret ve günlük hayatla ilgili pek çok Farsça kelime Türkçeye yerleşti. Farsça, Arapça gibi kök ve kalıplarla değil, ekler ve birleştirme yoluyla kelime türetir. Farsçadan geçen kelimeleri tanımanın yolları şunlardır:
- Farsçaya özgü harfler: پ (p), چ (ç), ژ (j) ve گ (g) harfleri Arapçada yoktur. Bu harfleri taşıyan kelime çoğunlukla Farsça ya da Türkçedir: پادشاه pâdişâh, چراغ çerâğ (ışık, kandil), گل gül.
- Okunmayan vav (vâv-ı ma'dûle): Farsça bazı kelimelerde خ harfinden sonra gelen و okunmaz: خواجه hâce (hoca), خواهش hâhiş (istek).
- Kelime sonundaki ه Farsça kelimelerde çoğunlukla "e" okunur: خانه hâne (ev), پنجره pencere, تازه tâze.
Farsça kelime yapan ekler
Farsça ekler hem Farsça hem Arapça kelimelere gelerek Osmanlı Türkçesinde çok sayıda yeni kelime yapmıştır. Tarih metinlerindeki makam ve kurum adlarının önemli bir kısmı bu eklerle kuruludur.
| Ek | Anlamı | Örnekler |
|---|---|---|
| خانه -hâne | yer, bina | دفترخانه defterhâne (kayıt dairesi), كتبخانه kütüphâne, طوپخانه tophâne (top dökülen yer) |
| گاه -gâh | yer, zaman | اردوگاه ordugâh, درگاه dergâh (tekke), دانشگاه dânişgâh (üniversite) |
| دار -dâr | tutan, sahip | سلاحدار silahdâr, خزینه دار hazinedâr, مالدار mâldâr (zengin) |
| ستان -istân | ülke, yer | هندستان Hindistân, گلستان gülistân (gül bahçesi) |
| زاده -zâde | oğlu, soyundan | پاشازاده paşazâde, بكزاده beyzâde |
| نامه -nâme | yazı, kitap, belge | سیاستنامه Siyâsetnâme, عهدنامه ahidnâme (antlaşma belgesi), سفارتنامه sefâretnâme |
| كار -kâr | yapan | صنعتكار san'atkâr (sanatçı), خدمتكار hizmetkâr |
| پرور -perver | besleyen, seven | وطنپرور vatanperver (vatansever), ملتپرور milletperver |
| ور -ver | sahip | هنرور hünerver (hünerli), جنگاور cengâver (savaşçı) |
| بی bî- (ön ek) | -sız, -siz | بیچاره bîçâre (çaresiz), بیكس bîkes (kimsesiz) |
| نا nâ- (ön ek) | değil, -sız | ناچار nâçâr (çaresiz), نامحرم nâmahrem |
| هم hem- (ön ek) | aynı, birlikte | همشهری hemşehrî (aynı şehirden), همكار hemkâr (meslektaş) |
- Farsça çokluk: ان -ân (مبعوثان mebûsân: milletvekilleri, یاران yârân: dostlar) ve ها -hâ. Meclis-i Mebûsân'daki "mebûs" Arapça, çokluk eki Farsçadır.
Tarih metinlerinde sık geçen Farsça kelimeler
| Osmanlıca | Okunuşu | Anlamı |
|---|---|---|
| پادشاه | pâdişâh | hükümdar |
| شهزاده | şehzâde | hükümdar oğlu |
| سپاهی | sipâhî | atlı asker; tımarlı sipahi |
| لشكر | leşker | ordu, asker |
| تیمار | tımâr | bakım; dirlik türü |
| دیوان | dîvân | devlet meclisi; şiir kitabı |
| بازار | bâzâr (pazar) | çarşı, alışveriş yeri |
| شهر | şehir | kent |
| تفنك | tüfenk (tüfek) | ateşli silah |
| خواجه | hâce (hoca) | öğretmen, bilgin |
| پیر | pîr | yaşlı; tarikat kurucusu |
| نشان | nişân | işaret; padişah buyruğu (nişancı) |
Farsça tamlamalar: Terkiplerdeki -ı / -i bağlantısı (izafet) Farsça kuralıdır. Kelimeler Arapça olsa bile Meclis-i Mebûsân, Devlet-i Aliyye, Bâb-ı Âlî gibi tamlamalar Farsça kurala göre kurulmuştur.
9. Terkipler (tamlamalar)
Osmanlı Türkçesinde Farsça ve Arapça kurallarla yapılmış tamlamalara terkip denir. Tarih metinlerindeki kurum, belge ve olay adlarının çoğu terkiptir; bu yüzden terkip okumak ÖABT'nin en çok işe yarayan bilgisidir.
- Farsça tamlama (izafet): Önce tamlanan, sonra tamlayan gelir; aradaki -ı / -i sesi çoğu zaman yazılmaz, okunur: مجلس مبعوثان Meclis-i Mebûsân (milletvekilleri meclisi), باب عالی Bâb-ı Âlî.
- Sıfat tamlaması: دولت علیه Devlet-i Aliyye (yüce devlet), میثاق ملی Mîsâk-ı Millî.
- Tamlanan ه ile bitiyorsa aradaki ses هٔ ile gösterilir: مطبعهٔ عامره Matbaa-i Âmire. Tamlanan uzun ünlüyle bitiyorsa araya ی girer: قوای ملیه Kuvâ-yı Milliye.
- Arapça tamlama: Araya ال (el-) girer ve "-ü-, -ül-, -üş-" gibi okunur: دار الفنون Dârülfünûn (üniversite), بیت المال Beytülmâl (hazine), شیخ الاسلام Şeyhülislâm.
Okuma sırası: Terkibi Türkçeye çevirirken sondan başa doğru okuyun: Meclis-i Mebûsân = "mebuslar meclisi", Matbaa-i Âmire = "devlet matbaası".
11. Rakamlar ve tarihler
Osmanlı belgelerinde rakamlar Arap rakamlarıyla yazılır. Yazı sağdan sola gitse de sayılar soldan sağa okunur.
| 0 | 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| ٠ | ١ | ٢ | ٣ | ٤ | ٥ | ٦ | ٧ | ٨ | ٩ |
Örneğin ١٣٣٦ 1336, ١٩٢٨ 1928 okunur.
- Hicrî takvim: Ay yılına dayanır; yıl 354 gündür. Yaklaşık çeviri: Milâdî ≈ Hicrî − (Hicrî ÷ 33) + 622.
- Rumî (Malî) takvim: Güneş yılına dayanır; 1840'tan sonra resmî ve malî işlerde kullanıldı. 1918'e kadar yıl Mart'ta başladığı için Mart–Aralık aylarında Rumî + 584, Ocak–Şubat aylarında Rumî + 585 = Milâdî olur. 1917'de Milâdî takvimle aradaki gün farkı kaldırıldı, 1918'den itibaren yıl Ocak'ta başladı; bu yüzden 1918'den sonra her ay için Rumî + 584 geçerlidir: 23 Nisan ١٣٣٦ (Rumî) = 23 Nisan 1920.
- Rumî ay adları: Kânûnusânî (Ocak), Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Teşrînievvel (Ekim), Teşrînisânî (Kasım), Kânûnuevvel (Aralık).
- Hicrî ay adları: Muharrem, Safer, Rebîülevvel, Rebîülâhir, Cemâziyelevvel, Cemâziyelâhir, Receb, Şa'bân, Ramazân, Şevvâl, Zilka'de, Zilhicce.
12. Yazı türleri (hat çeşitleri)
Arap harfleriyle yazı, İslam dünyasında bir sanat dalı olarak gelişti; güzel yazı sanatına hat, bu sanatın ustasına hattat denir. Yazının türü, yazılan metnin amacına göre seçilirdi: kitap bir yazıyla, ferman başka, maliye defteri bambaşka bir yazıyla yazılırdı. Bu yüzden bir belgenin hangi yazıyla yazıldığı, onun ne tür bir belge olduğu hakkında da bilgi verir.
- Aklâm-ı sitte (altı kalem): X. yüzyılda Bağdat'ta İbn Mukle'nin kurallarını belirlediği altı temel yazı: sülüs, nesih, muhakkak, reyhânî, tevkî ve rık'â (eski rıka). Osmanlı hattatları bunlardan en çok sülüs ve nesihi geliştirdi.
- Osmanlı'da hat sanatının öncüsü, II. Bayezid'in hocası Şeyh Hamdullahtır (XV–XVI. yüzyıl); sülüs ve nesihte kendine özgü bir üslup kurmuştur.
Kûfî
- Özelliği: Adını Kûfe şehrinden alan, harfleri köşeli, düz ve geometrik olan en eski yazılardandır. İlk dönemlerde nokta ve hareke kullanılmazdı.
- Kullanıldığı yer: İlk Kur'an nüshaları, sikkeler, cami ve türbe duvarlarındaki süslemeler, çini ve tuğla işçiliği. Selçuklu dönemi mimarisinde bezeme olarak sık görülür.
Sülüs
- Özelliği: "Üçte bir" anlamına gelir; büyük, yuvarlak, süslü ve dengeli bir yazıdır. Hat sanatının en zor ve en gösterişli yazısı sayılır, "yazıların anası" olarak anılır. Büyük boyutlu biçimine celî sülüs denir.
- Kullanıldığı yer: Cami, çeşme, medrese ve türbelerin kitabeleri, levhalar, Kur'an'daki sure başlıkları ve kitap başlıkları.
Nesih
- Özelliği: "Kaldırma, yerini alma" anlamındadır; küçük, sade ve çok okunaklıdır. Hızlı ve düzenli yazılabildiği için kitap yazısı olmuştur.
- Kullanıldığı yer: Kur'an nüshaları (mushaflar), kitaplar, ilmî eserler. Matbaanın gelişiyle basma harflerin de temeli oldu.
Muhakkak ve reyhânî
- Özelliği: Muhakkak, sülüse benzeyen ama daha geniş ve düz satırlı bir yazıdır; reyhânî onun küçük biçimidir.
- Kullanıldığı yer: Özellikle büyük boy Kur'an nüshaları ve dua kitapları. Osmanlı döneminde zamanla yerlerini sülüs ve nesihe bıraktılar.
Ta'lîk (nesta'lîk)
- Özelliği: İran'da gelişmiş, harfleri sağdan sola doğru eğik ve asılı gibi duran zarif bir yazıdır. İran'daki biçimine nesta'lîk denir; Osmanlı'da ta'lîk adıyla kullanıldı.
- Kullanıldığı yer: Farsça ve Türkçe şiir divanları, kıt'alar (kısa yazı levhaları), mezar taşları ve bazı kitabeler. Kadıların hüccet ve ilamlarında da kullanılmıştır.
Dîvânî
- Özelliği: Osmanlılara özgü, satırların sonu yukarı doğru kıvrılan, harfleri birbirine sıkışık ve süslü bir yazıdır. Okunması ve taklit edilmesi zor olduğundan resmî belgelerde sahteciliği önlerdi. Harekeli ve daha süslü büyük biçimine celî dîvânî denir.
- Kullanıldığı yer: Divan-ı Hümayun kaleminde yazılan fermanlar, beratlar, nişanlar, ahidnameler ve padişah mektupları. Adını Divan-ı Hümayun'dan alır.
Rık'a
- Özelliği: Osmanlı'da XIX. yüzyılda kuralları belirlenen, kısa, sade ve hızlı yazılan bir yazıdır. Harfler küçük ve köşelidir; yazmak kolay olduğu için el yazısı olarak yaygınlaştı.
- Kullanıldığı yer: Günlük yazışmalar, mektuplar, dilekçeler, müsvedde ve notlar, okullarda öğretilen el yazısı.
Siyâkat
- Özelliği: Harflerin büyük ölçüde kısaltıldığı, noktasız ve harekesiz, kendine özgü rakam işaretleri olan bir yazıdır. Yalnızca eğitim almış maliye kâtiplerinin okuyabildiği, şifreye benzeyen bir yazıydı; bu yüzden hesaplarda sahteciliği ve bilgi sızmasını önlerdi.
- Kullanıldığı yer: Maliye defterleri, tahrir ve mukataa kayıtları, hazine hesapları ve bazı tapu belgeleri.
Tuğra
- Özelliği: Padişahın adını, babasının adını ve "muzaffer daima" duasını belli bir kompozisyonla birleştiren imzadır.
- Kullanıldığı yer: Fermanların, beratların ve nişanların başı; ayrıca sikkeler ve resmî binalar. Tuğrayı çekmekle Divan-ı Hümayun'daki nişancı görevliydi.
| Yazı türü | Bir cümleyle | Nerede |
|---|---|---|
| Kûfî | Köşeli, en eski | İlk Kur'anlar, mimari süsleme |
| Sülüs | Büyük ve gösterişli | Kitabeler, levhalar |
| Nesih | Küçük ve okunaklı | Kitaplar, mushaflar, matbaa |
| Ta'lîk | Eğik ve zarif, İran kökenli | Şiir divanları, mezar taşları |
| Dîvânî | Kıvrık, sıkışık, Osmanlı'ya özgü | Fermanlar, beratlar |
| Rık'a | Hızlı ve sade | Günlük yazışma, el yazısı |
| Siyâkat | Kısaltmalı, şifreli | Maliye defterleri |
13. Okuma alıştırmaları
Aşağıdaki metinler bu site için yazıldı. Önce kendiniz okuyun, sonra okunuşunu açın.
Kitap kapağı
تاریخ عثمانی — برنجی جلد — استانبول — مطبعهٔ عامره — ١٣٢٥
- Okunuşu: Târîh-i Osmânî, Birinci Cild, İstanbul, Matbaa-i Âmire, 1325.
- Ne öğreniyoruz: Eserin adı (Osmanlı tarihi), cildi (birinci), basıldığı şehir (İstanbul), matbaası (devlet matbaası) ve yılı. Kapakta yazarın adı yoksa soru "aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz" diye gelebilir.
Bir cümle
تركیه بیوك ملت مجلسی ٢٣ نیسان ١٣٣٦ تاریخنده آنقره ده آچیلدی
- Okunuşu: Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1336 târihinde Ankara'da açıldı.
- Dikkat: Tarih Rumî'dir: 1336 + 584 = 1920. ده bulunma ekidir, دی görülen geçmiş zamandır.
Gazete başlıkları
تقویم وقایع · ترجمان احوال · تصویر افكار
- Okunuşu: Takvîm-i Vekâyi (ilk resmî gazete, 1831), Tercümân-ı Ahvâl (ilk özel Türkçe gazete, 1860), Tasvîr-i Efkâr (Şinasi, 1862).
14. Kendinizi deneyin
1. Kalın ünlülü bir Türkçe kelimede k sesi hangi harfle yazılır?
Cevabı göster
Cevap: B. Kalın ünlülü Türkçe kelimelerde k sesi kaf (ق) ile yazılır: قره kara. İnce ünlülü kelimelerde kef (ك) kullanılır.
2. Aşağıdaki harflerden hangisi kendisinden sonra gelen harfe bitişmez?
Cevabı göster
Cevap: C. Sola bitişmeyen yedi harf ا د ذ ر ز ژ و harfleridir.
3. مجلس مبعوثان terkibi nasıl okunur?
Cevabı göster
Cevap: C. Meclis-i Mebûsân, Meşrutiyet dönemlerinde halkın seçtiği milletvekillerinden oluşan meclistir.
4. Rumî takvime göre 23 Nisan 1336 tarihi hangi Milâdî yıla denk gelir?
Cevabı göster
Cevap: C. 1918'den sonra Rumî yıla 584 eklenir: 1336 + 584 = 1920. Bu, TBMM'nin açıldığı tarihtir.
5. Fermanlar ve beratlar en çok hangi yazı türüyle yazılmıştır?
Cevabı göster
Cevap: D. Divânî yazı, Divan-ı Hümayun kaleminde ferman, berat ve nişanların yazımında kullanıldı.
6. Aşağıdakilerden hangisi Lâle Devri ifadesinin Osmanlıca yazılışıdır?
Cevabı göster
Cevap: B. لاله دوری Lâle Devri, فترت دوری Fetret Devri okunur.
7. Çokluk eki -lar / -ler Osmanlı Türkçesinde nasıl yazılır?
Cevabı göster
Cevap: A. Çokluk eki ünlü uyumundan bağımsız olarak لر biçiminde yazılır: كتابلر kitaplar.
8. تقویم وقایع adlı gazete için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
Cevabı göster
Cevap: B. Takvîm-i Vekâyi, II. Mahmut döneminde 1831'de çıkarılan ilk resmî gazetedir. İlk özel Türkçe gazete Tercümân-ı Ahvâl'dir (1860).
9. مكتب, مجلس ve محكمه kelimelerinin ortak kalıbı (vezin) hangi anlamı verir?
Cevabı göster
Cevap: C. Mef'al / mef'ale kalıbı yer ve zaman bildirir: mekteb "yazı öğrenilen yer", meclis "oturulan yer", mahkeme "hüküm verilen yer".
10. Aşağıdakilerden hangisi istif'âl (استفعال) kalıbındadır?
Cevabı göster
Cevap: C. İstiklâl (bağımsızlık) istif'âl kalıbındadır; İstibdâd ve isti'mâr da aynı kalıptandır.
11. دفترخانه, طوپخانه ve كتبخانه kelimelerindeki Farsça ek hangi anlamı katar?
Cevabı göster
Cevap: A. Farsça -hâne eki "yer, bina" anlamı katar: defterhâne (kayıt dairesi), tophâne, kütüphâne.
12. Cami ve çeşme kitabelerinde, levhalarda en çok kullanılan büyük ve süslü yazı türü hangisidir?
Cevabı göster
Cevap: C. Sülüs, büyük ve gösterişli yapısıyla kitabe ve levhalarda kullanıldı; büyük biçimine celî sülüs denir.
13. Maliye defterlerinde kullanılan, harfleri kısaltılmış ve şifreye benzeyen yazı türü hangisidir?
Cevabı göster
Cevap: B. Siyâkat, yalnızca maliye kâtiplerinin okuyabildiği kısaltmalı bir yazıydı; hesaplarda sahteciliği önlerdi.
Kaynak notu
Bu bölüm, MEB'in Osmanlı Türkçesi öğretim programlarındaki konu sırası (alfabe, harflerin birleşmesi, okutucu harfler, kalın-ince ünsüzler, ekler, rakam ve tarihler) ve üniversitelerin Osmanlı Türkçesi ders içerikleri esas alınarak kendi cümlelerimle hazırlandı. Örnek metinler ve sorular bu site için yazıldı; ÖSYM soruları kullanılmadı.